istanbulluk/kozyatağı: baca bread club
anadolu yakası şaha kalktı.
bu tarafta yeme-içme’de çok iyi yerler açılıyor.
bu tarafa taşınırken yeme-içme’nin kalbi avrupa yakasında “atıyor” diye çok obseslenmiştim.
hayat bana tatlı bir kapı gösterdi; bilinmeyene kendini bırakmak…
caddebostan taraflarına taşındığımdan beri etiler’de olduğumdan çok daha fazla dışarı çıkıyorum.
hemen hemen her semtte beni hayrete düşüren yeni yerler buluyorum.
iyi anlamda.
gelelim baca bread club’a.
son zamanlar canım çok kruvasan çekiyor.
pare pare kruvasan denemek istiyorum.
baca’yla nasıl denkleştik hatırlamıyorum ama duyduktan çok uzun süre sonra -belki de 3-4 ay sonra- buraya yolum düştü.
ilk gittiğimde kruvasan, cinnamon roll, pain suisse yemiştim.
ikincisinde yine kruvasan yedim, sonrasında earl greyli madeleine kek ve sezar sando.
bir daha gitsem yine kruvasan yerim, sosisli çedarlı kruvasanı ve pırasalı parmesanlı çöreği denerim.
bir de bir ihtimal yine yarım yarım sezar sando’ya bir şans daha veririm.
siz giderseniz benim yediklerime bakmayın, dediğim gibi öneri yapmıyorum, sevdiklerimi yazıyorum, menüde canınız çekenlerden deneyin, hatta bana da haber verin; üçüncü gidişimde de onları deneyeyim.
not: bir tek kahvelerine bayılmadım bana çok standart geldi.

